Deniz…

Yüzmeyi Karadeniz’de öğrendim. Çocukluğum sahilde geçti. Hatıralarımda hep kayıklar, gemiler, oltalar ve balıklar oldu. Dedeleri artık kaybolan yelkenli çektirmelerle Rusya’ya mısır ticareti yapan birisi olarak hep düşkündüm denize…

Boğazdaki okulumuzdan ayrılıp Harbiye için Ankara’ya gittiğimizde, bizi en çok denizden uzak kalmak etkilemişti.

Zamanla, önüme çıkan her fırsatta denize bir adım daha yaklaşacak şekilde etkinliklere, kurslara ve dostların deniz davetlerine katıldım.

Amatör denizcilik için tüm aşamaları tamamladım.

Önce 17 feet boyunda küçük bir yelkenliyle rüzgara, dalgaya, akıntıya ve kendime alıştım. Uzunca bir süre bu boydaki bir tekneyle çeşitli hava koşullarında becerilerimi geliştirmeye çalıştım.

Bir süre sonra bir adım daha atabileceğime kanaat getirdim. 23 feetlik daha genç ve hızlı bir tekneye geçtim. Marmara’nın hırçın poyrazına, çılgın karayeline yelken açtım. Daha uzun seyirler yaptım. Bu süreçte 30 – 35 feetlik kiralık yelkenlilerde kendimi ve ailemi denedim.

Denizde yaşayabileceğimizi gördüm. Nihayet 40 feet üzeri tekneleri gözüme kestirdim. Bugünlerde, uzun seyirler yaptığımız ve memleket denizlerini gezdiğimiz yeni kayığımızla vakit geçiriyoruz.

Dileyen dostlara hem deniz, hem tekne, hem yelken hem de kaptanlık konusunda destek olmaya çalışıyorum.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir