Bir Projenin Üç Safhası: İkna, Sebat ve Profesyonel Cesaret Üzerine

Yaklaşık yirmi yıl önce, bünyesinde çalıştığım büyük ölçekli bir şirkette yeni atanmış bir genel müdürle birlikte önemli bir dönüşüm yolculuğuna çıktık. O dönem şirket içinde satın alma, planlama, depolama ve sevkiyat gibi kritik fonksiyonlar birbirinden kopuk, farklı bakış açılarıyla ve çoğu zaman birbiriyle temas etmeden yönetiliyordu.

Genel müdürümüz, dünyada yeni yeni konuşulmaya başlanan ve henüz ülkemizde çok az örneği bulunan tedarik zinciri yönetimi yaklaşımını şirket bünyesinde kurumsal bir yapıya dönüştürmek istiyordu. Bu kapsamda söz konusu fonksiyonların tek bir çatı altında toplanması ve tüm planlama süreçlerinin bu yapıya bağlanması hedeflendi. Projenin hazırlık ve tasarım sorumluluğunu da bana ve küçük bir çekirdek ekibe verdi.

Üç Ay Süren Bir Hazırlık

Yaklaşık üç ay boyunca yoğun bir çalışma yürüttük. Mevcut süreçleri inceledik, darboğazları analiz ettik, uluslararası örnekleri araştırdık. O günlerin imkânlarıyla oldukça kapsamlı, iddialı ve vizyoner bir sunum hazırladık.

İlk yönetim kurulu toplantısında projemizi tüm boyutlarıyla anlattık. Ne yapmak istediğimizi, neden gerekli olduğunu ve şirkete ne kazandıracağını net biçimde ortaya koyduk.

Maalesef sonuç beklediğimiz gibi olmadı.

Yönetim kurulu sadece projeyi reddetmekle kalmadı; “tedarik zinciri” kavramının kendisi dahi uzun uzun tartışıldı, sorgulandı ve nihayetinde uygun bulunmadı. Toplantıdan çıktığımızda, heyecanla savunduğumuz çalışmanın bir kalemde rafa kaldırıldığını hissettik.

İlk Ders: İyi Fikir Yetmez

O gün, genç bir yönetici olarak ilk büyük dersimi aldım:
İyi fikirler, doğru zamanda ve doğru zeminde anlatılmadıkça karşılık bulmaz.

Toplantıdan sonra genel müdürümüzün tavrı ise dikkat çekiciydi. Ne hayal kırıklığı gösterdi ne de projeyi çöpe attı. Sakin bir şekilde şunu söyledi:

“Biraz daha bekleyeceğiz. Bu sunumu yeniden yapacağız.”

İkinci Deneme: İlgi Var, Onay Yok

Gerçekten de yaklaşık üç ay sonra projeyi yeniden ele aldık.
Bu kez daha sadeleştirdik, kazanımları daha net anlattık, özellikle maliyet baskısı ve rekabet koşulları üzerinden ilerledik.

İkinci sunumda tablo biraz değişti. Bazı yönetim kurulu üyeleri daha dikkatli dinledi. Özellikle artan maliyetler, verimlilik ihtiyacı ve organizasyonel dağınıklık konuları ilgi çekti.

Ne var ki, yine de nihai bir onay çıkmadı.

Kırılma Noktası: Dil Değişince Algı Değişir

İşte tam bu noktada genel müdürümüz çok kritik bir hamle yaptı. Bana dönerek şunu söyledi:

“Artık bu projeyi İngilizce anlatmanın zamanı geldi.”

Uluslararası bir danışmanlık firmasıyla çalışmamı istedi. İngiltere merkezli bir danışmanla anlaştık. Aylarca üzerinde çalıştığımız projeyi onlara anlattık.

İlginç olan şuydu:
Bizim “tedarik zinciri yönetimi” dediğimiz yapı, onların sunumunda “Integrated Business Planning” adıyla yer aldı. İçerik büyük ölçüde aynıydı; fakat kullanılan dil, çerçeve ve sunum dili tamamen farklıydı.
Son derece profesyonel, küresel referanslarla desteklenmiş bir PowerPoint hazırlandı.

Üçüncü Sunum: Aynı Proje, Bambaşka Sonuç

Yönetim kuruluna üçüncü kez çıktığımızda karar neredeyse oybirliğiyle alındı. Sadece bizim şirketimiz için değil, grubun aynı dönemde faaliyet gösteren üç ayrı iş birimi için de bu çalışmanın eş zamanlı başlatılması istendi.

Daha da ilginci, projenin bütçesi bizim ilk sunduğumuz mütevazı çalışmanın neredeyse on katına çıktı.

Geriye Kalanlar

Bu süreci bugün geriye dönüp baktığımda, sadece bir proje hikâyesi olarak değil, profesyonel yöneticilik üzerine güçlü bir ders olarak görüyorum.

Şunu net biçimde söyleyebilirim:

  • Şirketleri her zaman yönetim kurulları dönüştürmez.
  • Çoğu zaman yönetim kurullarını dönüştüren; fikrine inanan, vazgeçmeyen ve doğru yolu sabırla arayan profesyonel yönetim ekipleridir.

Üst Düzey Yöneticiler İçin Notlar

  • Bir projeyi reddedilmesi, onun yanlış olduğu anlamına gelmez.
  • İkna; teknik doğruluktan çok, zamanlama, dil ve algı yönetimi meselesidir.
  • Bazen dış göz, içeride anlatamadığınızı çok daha hızlı görünür kılar.
  • Sebat, üst düzey yöneticilikte en az stratejik akıl kadar kritik bir yetkinliktir.
  • Ve nihayetinde; liderlik sadece doğruyu görmek değil, doğruyu doğru kişilere doğru biçimde anlatabilme sanatıdır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir